Haber

Kılıçdaroğlu: “İmamoğlu size büyük lokma, boğazınıza takılır, boğulursunuz. Boğacağız, boğacağız”

Grup Toplantısına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı; “Sarayın bir de fotoromanı var. Orası daha darmadağın. Gördük mü cesaretle konuşmaya başlıyor. 16 milyonun sevgilisini kapı dışarı edecek beyefendiye bakın. Kimsiniz Ekrem İmamoğlu? Ekrem İmamoğlu’nun tırnağı bile olamazsınız.Ekrem İmamoğlu’nun adını söylemeden ağzınızı sulayacaksınız.Kendinizi onunla nasıl karşılaştırırsınız.Sen randevuyla geldin,o seçimle geldi.Ben senin ne olduğunu biliyorum” Kripto dolandırıcıları yanınızda, göreviniz mafyaya haber vermek, uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çekiyorsunuz, kara para da bunun bir parçası. Bir numaralı adamsınız, ben her şeyi biliyorum. tekrar edeyim, herkes duysun; İmamoğlu size lokmadır, boğazınıza düğümlenirsiniz, boğulursunuz, boğarız, boğarız” dedi. Kılıçdaroğlu, “Herkes Kemal Bey’i bekleyin” mesajı verdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki haftalık küme toplantısında konuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da bugün CHP Kümelenme Toplantısı’na katıldı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, küme toplantısı öncesi İmamoğlu’nu makamında ağırladı.

İmamoğlu, görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu ile fotoğrafını “Bugün CHP Grup Toplantısı için Ankara’dayım. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ettim. 16 milyonun iradesine sahip çıktığınız için teşekkür ederim” mesajıyla paylaştı. İstanbullular bu süreçte.”

Kılıçdaroğlu, “Güç” sloganlarıyla karşılandı. Buna karşı Kılıçdaroğlu, “Merak etmeyin halk iktidarını mutlaka kuracağız. Halkın iktidarını kuracağız” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“KARARLILIK İLE YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ: Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini biliyorum. Hepimiz bunun farkındayız. Ama kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. İnançla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye’ye barış getireceğiz. Türkiye’ye kucak açacağız. Vedalaşmak için Türkiye’ye getireceğiz. Kimseyi ötekileştirmeden 85 milyon insanı kucaklayacağız, bunu tüm halkıma söylüyorum. Bize düşen ise Türkiye’yi bugün içinde bulunduğu zor atmosferden çıkarmaktır. Türkiye’ye gerçek demokrasiyi getirmek. Türkiye’de devlet kurumlarını nitelikli insanlar tarafından yönetilecek bir sürece dönüştürmek. Tüm bunları azim, sabır ve kararlılıkla başaracağız. Altı lider, altı genel başkanla bir aradayız. Hepimiz aynı şeyleri düşünüyoruz. Biz demokrasiyi savunuyoruz. Ya bu ülkeye demokrasi getireceğiz ya da getireceğiz. bir araya getireceğiz. Bazen sorarlar ya da eleştirirler; ‘Efendim demokrasi diyorsunuz milletin mutfağında bir şey kalmadı’. Mutfakta hiçbir şey kalmamasına sebep olan asıl olay bu ülkede demokrasinin olmamasıdır.

HER ŞEYE SAHİBİZ: Demokrasi varsa herkes fikrini söyler. Demokrasi varsa sendikacının, emekçinin, emeklinin, çiftçinin hakkı ödenir. Bu çerçevede ilk adım demokrasidir. Ardından hızlı büyüme ve gelişme hep bir arada. Bunu yapacağız. Çünkü her şeyimiz var. Güçlü bir insan kaynağımız var, imkanlarımız var, devlet olarak itibarımız var. Tüm bunları başarmayı umuyoruz.

6 MİLYON OY ALAN BİR SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANI KENDİ İLÇE BİNASINA GİREMEZ: Demokrasinin olmadığını gösteren temel bir olaydır. Bir partinin genel başkanı, İstanbul Kadıköy’deki kendi ilçe binasına giremez. Neden? Talimat verildi. 6 milyon oy alan bir siyasi partinin genel başkanı kendi ilçe binasına giremez. Haksızlığa tepki göstermeyen dilsiz bir şeytandır. Onlar şeytan ve bunu yapıyorlar. ve birlikte deneyeceğiz. Onunla birlikte ilgileneceğiz. Bunu yaparken polis arkadaşlarını asla suçlamıyorum, onlara talimat veren bu işten sorumludur. Talimatı kimin verdiğini, gücünü saraydan aldığını çok iyi biliyorum. Bu nedenle biz de bunaltmadan sağduyu ile hareket ederek sandığı bekleyeceğiz. Sandık gelecek, gideceğiz, oy kullanacağız, sarayı ve şirketini uğurlayacağız. Her zaman birlikte seyahat edeceğiz.

85-90 YAŞINDAKİLER DEMEZSENİZ HER TÜRLÜ KATKIDA BULUNMAYA HAZIRIZ: Ülkede adaletsizlikler olduğunu biliyorum. Birçok adaletsizlik var. 85 yaşında, 90 yaşında bir insan cezaevinde tutulmuyor. Ayıptır, günahtır. Tuvalete gidemeyen kişi cezaevinde tutulmaz. Devlet olarak bunu yapmaya kalkarsanız, bireylerden intikam alırsınız. Devlet intikam duygusuyla yönetilmez; Adalet, bilgi ve tecrübe ile yönetilir. 85-90 yaşlarındayken cezaevlerinde adam öldüreceğim diyorsanız, demokrasinin insan hakları olmadığı algısı çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor. Buradan iktidarlara sesleniyorum: 85, 90 yaşındakiler hapse girmesin diyorsanız biz her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Çünkü biz adaletten, hakikatten ve insan haklarından yanayız.

HERKES BENİM HAM’DAN SAÇAKLI OLDUĞUMU VE ÖFKELİ OLDUĞUMU VE SABIRLA HAREKET ETTİĞİMİ BİLİYOR: Bunu herkes çok iyi biliyor. Kılıçdaroğlu bir olaya karışmışsa o olay çözülene kadar onun emeği verecektir. Yine Türkiye’de herkes bize oy verip vermeyeceğini çok iyi biliyor… Benim adalet duygumun olduğunu, insan ayrımı yapmadığımı, benim gibi düşünmeyene saygı duyduğumu, özgür olduğumu biliyor. nefret ve öfke ve sabırlı davranmam. Bu nedenle sorunu olan birçok vatandaş bunu bildikleri için bana gelip derdini anlatıyor.

ÖRNEK KARAYOLLARINDA 17 BİN 200 KİŞİ, DEVLET DEMİRYOLLARINDA 6 BİN 300 KİŞİ …: Sözleşmeli işçiler… Erzurum’da ilk taşeron işçileri örgütledim. 7-8 yıl önce… Bir takım sözü vermiştim. Hükümet sonunda ekiplerini teslim etmek zorunda kaldı. Ancak halen 150.000 civarında taşeron işçi bulunmaktadır. Bunlar da takımı bekliyor. Örneğin Karayollarında 17.200 kişi, Devlet Demiryollarında 6.300 kişi, PTT’de 14.336 kişi, şeker fabrikalarında çalışan taşeronlar var. Onlara da bir sözüm var, merak etmeyin. Allah nasip ederse oylarınızla geleceğiz. Göreceksin; Beklemeden takım sahibi olacaksınız. İş garantin olacak, sana söz veriyorum.

ALLAH AŞKINA BU DİNLER Mİ? : Bu sözü söylerken dramatik bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. İnsan hakları ihlali nasıl olur sizlerle paylaşmak isterim. Taşeron personele ilişkin… Van Büyükşehir Belediyesi’nde 306 adet taşeron işçi bulunmaktadır. Bunlar malum kanun hükmünde kararnameler, kanunlar çıktı, sözlü sınav yapılacak, askere alınacaktı. KHK gereği 306 arkadaş sınava giriyor, sözlü sınava giriyor. Sözlü sınavda 306 kişiden biri bile sözlü sınavı kazanamıyor, Allah rızası için hepsini eliyorlar. Hayır diyorlar, sözlü sınavda başarısız oldun. Hepsini feda ediyorlar. Sonra giderler, itiraz ederler, itirazları kabul edilmez. Yargıya gidiyorlar, yargı diyor ki ‘Evet haklı, böyle bir sınav yok, böyle bir sınav var mı?’ Personelin haklarını teslim eder. İkinci kez kelime testi yapılır ve ikinci testte bire bir sayılar çekilir. 306 kişiden biri bile testi kazanamıyor. Kazanamazsın derler, herkesin kapısının önüne koyarlar. Allah aşkına bunların bir dini var mı? 306 kişi. Yine itiraz ediyorlar, diyorlar ki bu bizim hakkımız, kelime sınavına girdik ama burada bir haksızlık var. Mahkeme kararı ile üçüncü kez kelime testine giriyorlar ve 24 Kasım 2022’de 306 kişiden biri kelime testinden geçemiyor. Allah aşkına, bu ülkede yaşayan aklı başında herkese sesleniyorum, bu kadar büyük bir vicdansızlık olur mu? Yemek hakkı mı? Aileleri var, çocukları var. Bu kadar haksızlık olur mu?

AMAÇ BU KİMİN OMUZUNDA?: Bu süreçte altı işçi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden biri Van’da çığ altında kaldı, gönüllü olarak Cumhurbaşkanlığı Danışmanını kurtarmaya gitti ve o kişi hayatını kaybetti. Hayal edebilirsiniz? Devlet ona hakkını vermiyor ama çığ altında kalmasın diye bir insan gidiyor ama hayatını kaybediyor. Bunun vebali kimin omuzlarında? Tüm muhafazakar kardeşlerime özellikle sesleniyorum. Bunun sorumlusu kim?

306 KİŞİYİ SÖZLÜ SINAVA ÇIKARIRSINIZ, ALLAH KULU GEÇEMEZ: Murat Kapa çığ altında kalarak hayatını kaybeder. Kurtarmaya gitmeye istekli. Mesut Babat intihar ediyor. İcra memurları kapısına gelen Hüsnü Timur kalp krizi geçirerek vefat eder. Hasan Turgut kanserden ölüyor. İdris Karaca da beyin kanamasından öldü. Buna ne denir? Hangi vicdan kabul eder? 306 kişiyi kelime sınavına alıyorsunuz, Allah’ın kulu sözlü sınavı geçemiyor. Bu hayatın normal akışına aykırıdır.

‘BARBIE BABY’NİN SEVGİLİ KİMDİR?’ SORULARA BAKIN: Peki sınavda ne sorulur? Bunu da öğrendik. Barbie bebeğin yanındaki erkek arkadaşı kim? soruya bak Muhtemelen bu soruları sormak için saraydan çıkıyordur. Kırk Haramiler’in lideri kimdir? Ben olsam kim olduğunuzu bilirdim ama söyleyemezler. Efsanevi Çeçen liderin adı nedir? Allah nereden bilsin, bu adam yolları süpürüyor. Myanmar havaalanının adı nedir? Allah aşkına sorulara bakın. Bu milletten ne istiyorsun? İnsanlar ekmek derdine düşüyor. Ekmeği elinize alıyorsunuz, yargı kararına rağmen üç kez başlatmıyorsunuz, ondan sonra geri dönüp ölebilirsiniz diyorsunuz. Buna demokrasi değil, saray yönetimi denir. Kişinin elindeki ekmeği görmez bile. Hatta onu elinden alır. Aç kalsın, ölsün diyor.

BABAMIN ARDINDA DURMAK İÇİN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA GİDİYORUM Tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum, Kılıçdaroğlu neden Merkez Bankası önüne çıktı? ‘Enflasyonla mücadele’ye gitti. ‘Vasiyetini saraya ipotek etme’ dedi. ‘Kanunların size verdiği görevi yerine getirin’ dedi. Yapmadılar. Kılıçdaroğlu neden TÜİK’e gitti? İşçilerin ve emeklilerin düşük enflasyon göstererek düşük maaş almalarına neden olacağı talimatı verildi. ‘İşçinin ve emeklinin hakkından vazgeçin’ diye gitti. Milli Eğitim Bakanlığına neden gitti? ya da amcası olmayanları sözlü olarak ortadan kaldırıyorlar. Amcanız varsa 0 puan alın isterseniz. Alıp başlatırlar, amcası olmayanın arkasında durmak, hakkını korumak için Milli Eğitim Bakanlığı’na gitti. Neden Et ve Süt Kurumuna gittik? ya da bu ülkenin çocuklarının süte ve ete ihtiyacı var. Bu çocukların büyümesi gerekiyor. Yeterince protein alması gerekiyor. Bunun için gittim. Sonunda bütün milletvekil arkadaşlarımla birlikte Adalet Bakanlığı’na kadar yürüdük. 6 yaşındaki çocuğa sistematik tecavüz ve buna hükümetin sessiz kalması. Diyorum ya onlarda vicdan yok, erdem yok, ahlak yok.

6 YAŞINDA ÇOCUĞUN HAKLARI VE HUKUK İÇİN GİTTİM: Küçük bir çocuk sistematik olarak tecavüze uğruyor. Bakan geliyor ve olayı iki yıldır duyduğumuzu söylüyor. Devleti çalıştırmadılar, savcıyı, polisi çalıştırmadılar. Sahte raporlar aldılar. Arkasındaki güç kim? Bunun ödülünü hala alamadım. Devleti yönet dedim. Adalet Bakanlığına gittim. Çocuğun hakkı için çocuğun hakkı. 6 yaşında bir çocuğun hakları ve hukuku için oraya gittim. Sonra ne oldu? Devletin refleksi çalışmaya başladı. Yani kardeşin haklı. Yani bu kardeşiniz sonuna kadar adaletin peşinden koşacak. Bu ülkeye adaleti getirecektir.

EYLÜL AYINDA 123 BİN TON OLAN SÜT ÜRETİMİ, EKİM AYINDA 104 BİN TONA İNDİRİLDİ: Vallahi, vallahi devleti yönetemezler. Çalışma durumunu durduruyorlar. Devletin üretmesine engel olurlar. Çalışmıyorlar. Eylül ayında 123 bin ton olan süt üretimi, Ekim ayında 104 bin tona geriledi. Sağılan ineklerin neredeyse tamamını bölüme gönderdiler. Bırakın üç adım ileriyi, yarın sabah ne olacağını bile bilmiyorlar. Yarın sabah ne karar vereceklerini bilmiyorlar. Biz yaparız derler… Sizin yaptığınız meydandadır. Herkes görüyor. Bizi neden eleştiriyorsunuz diye kızıyorlar. Eleştiriyoruz, gereğini yapalım. Doğru şeyi yapmak. Adaletin yanında olun. Bunun için sizi eleştiriyoruz.

HER SABAH 100 BİN AİLEYE SÜT VERİYOR: Çocukların süte ihtiyacı var. Ekrem Başkan’a tepeden sordum, süt işleri nasıl gidiyor. 100.000’i bulduğunu söylüyor. Her sabah 100 bin aileye süt veriyor. Onların yapamadığını yapıyoruz. Dayanamıyorlar çünkü onların yapamadığını biz yaptık. Vay canına, sabah akşam düşünüyorlar, biz bunlara nasıl engel oluruz. durduramazsın kardeşim Dışarı çıkıp bizi engellemeye çalışmak yerine kalkın ve bu millete hizmet edin. Gücü çağırıyorum, okul sütü programını tekrar başlatıyorum.

KANUN TARAFINDAN ÇİFTÇİYE 134 MİLYAR TL VERİLMESİ GEREKEN; 39 MİLYAR TL VERİYORLAR : Çiftçiyi resmen mahvettin. Çiftçinin bankalara 276 milyar borcu var, sadece bankalara. BDDK kayıtlarına girerseniz görürsünüz. 2022’de çiftçiye verilen destek 39 milyar 823 milyon lira. Kanuna göre verilmesi gereken takviye 134 milyar 290 milyon lira. Kanuna göre çiftçiye 134 milyar TL verilmesi gerekiyor ama 39 milyar veriyorlar. Para nereye gidiyor? Çiftçi kardeşim ben de senin hakkını savunuyorum. CHP sizin de hakkınızı savunur. Hakkınızın ne olduğunu gün gün saat saat izliyoruz. Kendinize şu soruyu sorun, neden Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre hakkınız olan ücret ödenmiyor? Ve neden hakkını aramıyorsun? ‘Başım belaya girer mi?’ diye korktuğunuzu biliyorum. Bu kardeş senin hakkını ve hukukunu savunacak. Size verilmeyen para tefecilere gider.

ORADA ALTI OK GÖRECEKSİNİZ, ALTINDA CHP YAZILI GÖRECEKSİNİZ: Döviz Korumalı Mevduata ödenen para ise 172 milyar TL. Kolu taş atmakla yorulmaz, tarlaya, hayvana, ahıra gitmez, ağaca tırmanmaz, ağacı budamaz, meyveleri toplamaz, istihdam yaratmaz, ev bile vermez. bir kişiye iş. Ama parası var, bankaya yatırıyor. Vergi yok, sıfır vergi. Kimse sormuyor. İlaç parasını getir ve oraya yatır. Sonra çiftçiye 39 milyar TL, bunun için de 172 milyar TL ödüyorsunuz. Çiftçi kardeşim, ülkeni düşünüyorsan, refah içinde yaşamak istiyorsan ve bu düzenin değiştiğini düşünüyorsan, birileri çok yorgun, uğurlasak bakarsın. Orada Altı Ok göreceksiniz, altında CHP yazıyor göreceksiniz. Alın terinize değer veren bir parti göreceksiniz. Haklarınızı ve kanunlarınızı koruyan bir taraf göreceksiniz. O partinin adı CHP’dir. Yapacağız. Çiftçi kardeşim üzülme. Yapacağız. Çiftçinin hakkını teslim edeceğiz.

YASA ÇIKTIĞINDA AYM’A ÇIKARACAĞIZ AMA UZAKTA TUTMAYI ELİMİZDEN GELENİ YAPARIZ: Sağlıklı bir toplum örgütlü bir toplumdur. Tıpkı tarlada çalışanlar gibi, bire bir amaca kilitlenenler, örgütlenin. Bazen bir birlik, bazen bir STK. Organize bir toplum, güçlü bir toplum demektir. Organize bir toplum, adaletsizliğe direnen toplumdur. Yüzde iki düzenleme eşiği uyguluyorlar. Neye göre? Yandaşa göre, arkadaşın dediği gibi… Bazı sendikaları nasıl tasfiye ederiz diye getiriyorlar. 400 bine yakın kamu görevlisi var. Devlet, kamu çalışanları arasında ayrım yapmaz. Ayrımcılık yaparsa herkes farklı düşünür… Çıkarsa kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürürüz. Ama olmasın diye mücadele edeceğiz… Sadece yüzde 2 barajını değil, barajları da yıkacağız. Sarayın kurduğu tüm barajları yıkacağız. Merak etme. Yüzde 2 barajı olanlara 707 lira verilecek ikramiyeye göre, yüzde 2 barajı olmayanlara 3 ayda bir 250 lira verilecek. Aynı işi yapıyorlar, farklı sendikalardalar, ‘oradan istifa et, oraya taşınsan 707 lira alacaksın’ diyorlar. Bu demokrasiye, ahlaka, erdeme ve insan haklarına aykırıdır. Devlet, bire bir işi bilinçli olarak yapanlar arasında ayrım yapamaz. Burada bir nokta daha var… Bir de sendika kuramayanlar var. Mesela polisler, hakimler, savcılar… Verilmiyor, açıkça cezalandırılıyor. Polise, hakimlere, savcılara, ceza infaz kurumlarına sesleniyorum. Hakkınızı teslim edeceğiz. Adaleti bulacağız, hiç merak etmeyin.

85 MİLYONUN ÖNÜNDE AÇIKÇA ADALETİ KATLEDİLER: Sahte dava mı açtılar? Evet açtılar. Sonra saray bu mahkemeye mi müdahale etti? Evet yaptı. Bu mahkemede asla verilemeyen bir karar mı verdiler? Evet yaptılar. Her şey; gizlice değil, her şeyi alenen yaptılar. Herkesin gözü önünde yaptılar. 85 milyonun gözü önünde adaleti pervasızca katlettiler. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, Türkiye’nin hangi coğrafyasında yaşarsa yaşasın, sağı, solu, ortası, başı açık, üstü açık tüm vatandaşlarımın bu adaletsizliği bilmesini istiyorum.

EKREM İMAMOĞLU’NUN ADINI AĞIZDA YAKTIRMAK İÇİN ÖNCE AĞIZI YIKAMAK GEREKİR: Ve tüm bunlar olurken sarayın bir de fotoromanı vardır. O başka bir karmaşa içinde. Ona bakıyoruz ve cesaretlendirerek konuşmaya başlıyor. 16 milyon kişinin sevgilisini görevden alacak olan beyefendiye bakın. Sen kimsin, Ekrem İmamoğlu kim? Ekrem İmamoğlu’nun tırnağı bile olamazsınız. Ekrem İmamoğlu’nun adını ağzınıza sokmak için önce ağzınızı yıkamalısınız. Kendinizi onunla nasıl karşılaştırırsınız? Sen görevle geldin, o seçimle geldi. Ne halt ettiğini biliyorum, çok iyi biliyorum. Neyin peşinde olduğunu biliyorum. Kripto dolandırıcıları senin tarafında, görevin mafyayı bilgilendirmek, uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çekiyorsun, kara paranın bir numaralı adamısın. Ben bunları bilmiyor muyum? Hepsini biliyorum. Ben söyledim, bir daha söyleyeyim, herkes duysun; İmamoğlu size büyük lokma, boğazınıza takılıyor, boğuluyorsunuz, boğuyoruz, boğuyoruz.

SAVCI KARARI OKUYURKEN YANINDA YOKTU: Dava esasen düzmeceydi. Önce istedikleri gibi karar veremeyeceklerini gördüler, sonra o hakimi kovdular. Görevden aldılar, başka bir yere sürdüler. Onun yerine vasiyetini saraya ipotek ettirmiş, kadı cübbesi giyen ama asla kadı statüsüne sahip olmaması gereken bir kişiyi yerleştirdiler. ‘Karar vereceksin’ dediler. Karar sarayda yazılıydı, o da okudu. Kararı okuduğumda savcı yoktu. Hakim, savcının yokluğunda kararı fiilen okuyamaz. Ama hakim hakim değil… Hakime talimat verilmiş, gereğini yapıyor. Bu duyulduğunda; insanlar çıldırdı. İnsanlar isyan etti. Vallahi insanlar da çıldırmıştı. İsyan etmeye başladı. Bu kez geri geldiler ve ‘Biz ne yaptık?’ dediler. Pergoleci Fahrettin’i hemen harekete geçirirler. Onların tek işi var, dezenformasyon, nasıl ortalığı karıştıracağız merak ediyorum. ‘Önce karıştıralım’ dediler, ‘Bu bir kumpas’ dediler. Dikkatleri dağıtmak için ‘Akrobata bak’ oyunu oynadılar.

EKREM İMAMOĞLU İLE BABA-OĞUL İLİŞKİSİ İÇİNDEYİZ: Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu bugün burada. Bu kürsüden sizlere bilmediğiniz ama bizi yakından tanıyanların, dostlarımızın ve yol arkadaşlarımızın uygun göreceği bir konuyu anlatacağım. Tüm vatandaşlarımız duysun diye. Ekrem İmamoğlu ile baba-oğul ilişkimiz başlamak üzere. O benim oğlum olduğu kadar CHP’nin oğlu, ona sahip çıkmak benim görevim. Şimdi yankesici saray mensuplarına sesleniyorum. Arabanı çek, bu terazi seni çekmez. Bir insani olarak Erdoğan’a bir şey söylemek istiyorum; tutku doyumsuz bir canavardır. Tutkularınızın kölesi olmayın, tutkularınıza teslim olmayın. Kin kusmak ve öfke kusmak. Adil olmayı bırakmayın. Sana adaletin, dürüstlüğün, kucaklaşmanın ne olduğunu öğretmediler mi? Onun tutkusuna olduğun gibi teslim olursan süren dolmak üzere ve 4-5 ay içinde her şeyi göreceksin.

HERKES BEKLEYİN BAY. KEMAL: Sevgili yolcularım, gerçekten yapacak çok işimiz var. Bu saçmalık için vaktimiz yok. Adaletin bir gün tecelli edeceğini hepimiz biliyoruz. Bugün olmazsa yarın. Bunu tüm vatandaşlarımın bilmesini istiyorum. Elbette bu işlerin üzerine gidilecek. Elbette bu işlerle hakimler ve avukatlar ilgilenecek. Elbette milletin vicdanı kan ağlıyor. Elbette o kanayan yarayı durdurmaya çalışacağız. Ama tüm vatandaşlarımın bundan emin olmasını istiyorum. Türkiye güzel, büyük bir ülke. Ekibimizi kurduk, paramızı bulduk. Her şey, Türkiye’yi hızla büyüteceğiz, Türkiye’yi kalkındıracağız. Herkes görevinin başında; Barış ve adalet içinde görevini yapacaktır. Türkiye’nin demokrasiye, büyümeye, kalkınmaya, adalete ve sahiplenmeye ihtiyacı var. Bunların hepsini Allah nasip ederse mutlaka yapacağız. Herkesin bundan emin olmasını istiyorum. Herkesin bilmesine izin ver. Hepsini adım adım ve büyük bir kararlılıkla hayata geçireceğimizi göreceksiniz. Herkes Kemal Bey’i beklesin.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu